Kişisel Motivasyon Yönetimi Teknikleri

1. Her seferinde bir adım atın

     Bazı zamanlar işler gözümüzde o kadar büyür ki bir türlü bu işe başlayamayız. İşin tümünü bir kere de bitirmektense, bebek adımlarıyla adım adım gitmek bize bir rahatlık sağlar. O koca kitabın bitmesini düşünürseniz, hiçbir zaman başlayamazsınız. Önce ilk sayfa, sonra bir sonraki beş sayfa ve en sonunda kitabın tümü. Ama önce ilk adımı atmak için istekli olmazsak, son noktaya ulaşamayız.

2. Hoşlanmadığın bir işi, sevdiğin zamanlarda ve ortamlarda yapın

     Belki de hayatımız boyunca yaptığımız şeylerin çok azını zorunlu olmadan yapıyoruz. Bu durumda, enerjinizin ve moralinizin yüksek olduğu bir ortamda ve bir zamanda, o sıkıcı işi aradan çıkarmak gün boyunca kafamızı meşgul etmesinden kat ve kat daha iyidir.

3. “80/20” Pareto ilkesi’ne önem verin

     İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto yaşadığı dönemde ilginç bir ilişkinin varlığını gözlemlemişti. Ülke topraklarının ve mal varlıklarının yüzde 80’ine, nüfusun yüzde 20’si sahipti. Günümüzde de geçerliliğini koruduğu düşünülen bu kuralın motivasyon yönetimi açısından anlamı açıktır. Sarfettiğimiz çabanın sadece % 20’si tüm sonuçlarının % 80’ini etkilemektedir. Doğru işleri yapmak ve işleri doğru yapmak aldığımız sonuçların etkinliğini belirlemektedir. Doğru işleri yapmak hedeflerimizi doğru şekilde belirleyip, bu doğru hedeflere yönelik kaynakların aktarılması sayesinde olabilecektir. Siz de işlerinizden hangi %20’lik kısmın sonuçların %80’i üzerinde etkili olduğunu belirleyin.

4. Hoşlanmadığınız bir işin eğlenceli yönlerine odaklanın

     Ne kadar sıkıcı olursa olsun her sıkıcı işin mutlaka en az bir tane eğlenceli yönü vardır. Bu yönü bulun ve işinizi keyifli hale getirin. Bu yönleri ne kadar artırırsanız o kadar eğlenirsiniz. Kendinize şu soruyu sorun: Bu işin eğlenceli tarafı nedir? Eğer hemen göremiyorsanız, ikinci bir soru daha sorun. Bu işi eğlenceli yapabilecek neyi farklı yapabilirim?

5. Önce başlayın sonra düzeltin

     İnsanlar mükemmeliyetçiliğin de verdiği duygularla, daha işin başındayken işin planlamasıyla çok fazla zaman geçirirler. Onlara göre, her şey mükemmel şekilde planlanmalı ve kusursuz olmalıdır. Bu isteğimizi düşüren en önemli faktörlerden biridir. Eyleme geçmeden işin eksiklerini tümüyle gideremeyiz. Eyleme geçmek ve işin ilerlediğini görmek bize büyük bir enerji ve moral verecektir.

6. Yeterliyim, öyleyse varım

     Eğer becerileriniz, sizin başlamayı düşündüğünüz işin gereklerini karşılamıyorsa, başlamak için büyük bir istekten daha fazlasına ihtiyacınız var demektir. Kendimizi yeterli hissetmediğiniz zaman, başlamak ve sonuçta da hayal kırıklığına uğramak istemeyiz. O becerileri kazandıktan sonra böyle bir işe girişmek daha uygun olabilir. Bunun için becerilerinizi geliştirmek için bir kursa, seminere ya da eğitime katılın, ancak mükemmelleşmek için beklemeyin.

7. “Yaratıcı İmgeleme” yapın

     Bazen enerjimiz o kadar tükenir ki, işi tamamlamadan, bir durgunluk içine gireriz. İşte tam bu noktada işinizi bitirirken, büyük bir rahatlıkla işinizdeki son hamleyi yaparken hayal etmeniz, hem konsantrasyonunuzu arttıracak hem de son vuruş için size enerji verecektir. Bu noktada kendinizi dışarıdan bir gözle değil, o sonucu kendiniz yaşıyormuş gibi hissetmeniz gereklidir. O rahatlama duygusunu yaşayın, son kez masanıza dokunduğunuzu hissedin, kapıdan çıktığınızı görün!

8. Moraliniz ve enerjiniz zirvedeyken işe ara verin

     Olumlu duygularla doluyken, yani daha enerjimiz bitmemişken, yaptığımız işe ara vermek, geri dönmek için bizi daha çok motive edecektir. Çünkü dönmek istediğimizde hatırladığımız şey, ara vermeden hissettiğimiz o güzel duygular olacaktır.

9. Eyleme geçin

     İşinizle ilgili ertelediğiniz o ilk adımı atın, kursa yazılın, telefonu edin ve o görüşmeyi yapın. Eyleme geçmek ve işinizin peşinden gittiğinizi görmek size büyük moral verecektir. Böylece isteğinizin arttığını ve enerji ve moral kazandığınızı göreceksiniz.

10. Bir kere de sadece bir iş yapın

     Sırtınıza taşıyabileceğinizden fazla yük yüklenmek fiziksel ve ruhsal sıkıntılara yol açabilir. Özellikle yetersizlik duygusu ve moral bozukluğu yaşamak, hedefinize ulaşmanızda sizi sekteye uğratabilir. Kritik eşiği aşmayın ve baş edebileceğiniz kadar iş yüklenin..!

11. “DUR” deyin ve “İPTAL” Edin

     Başarı yolunda kendi düşüncelerinizi, başkalarının olumsuz ve art niyetli düşüncelerinden korumak, büyük önem taşımaktadır. Bunun için, aynı bir kaledeki yüksek surlar gibi beyninizin etrafına surlar örün, O kaleye ancak sizin seçtiğiniz ve sizi olumlu yönde düşünmeye sevk eden düşüncelerin girmesine izin verin. Bu gibi olumsuz söz ve davranışlarla devamlı şekilde karşılaşacaksınız. Bunlar, en masum görünen ama en etkili virüsler gibi beyninizi ele geçirebilirler. En çok da, yakınınızdaki insanlardan gelenlere karşı tetikte olun. Bu gibi söz ve davranışlarla ifade edilen her türlü olumsuz düşünceler, enerjinizi ve moralinizi tüketebilir ve sizi zamanla kendinizden şüphe duygularıyla baş başa bırakabilir. Böylesi durumlarla karşılaştığınızda içinizden “İPTAL’ ediyorum diyerek kendinize telkinler verin; böylece bu olumsuzlukların bilinçaltınızda yer etmesini engelleyebilirsiniz.

12. Nereden geldim, nereye gidiyorum?

     Bazen hedefimiz ile başladığımız nokta arasındaki bağlarımız kopar ve nerede olduğumuzu bilemediğimiz için isteğimiz zayıflar. Örneğin yabancı dil öğrenmek, kitap yazmak,  büyük projelere girişmek gibi uzun soluklu işlerde, hedefimize daha ne kadar yol kaldığından çok, ne kadar yol aldığımıza odaklanmak kuru bir iyimserlik değildir. Bu ilerlemeyi görselleştirmek (örn. yapılan iş toplamını ve ne kadar zamanda yapıldığını gösteren kümülatif bir grafik çizmek), çok önemlidir. Yapılanların somut olarak görülmesi size gerekli olan enerjiyi verecektir.

13. Kendinizi ödüllendirin

     Önemli bir işi veya projeyi bitirdiğinizde, mutlaka çok sevdiğiniz bir şeyi kendinize ödül olarak verin. Bu, sevdiğiniz bir tatlıdan tutun da, o hep izlemek istediğiniz filme, size moral verebilecek bir geziye kadar, uzun bir listeyi içerebilir. Bu şekilde kendinizi ödüller yoluyla olumlu şekilde koşullandırarak, işleri bitirmek için içsel bir güç yaratmış olacaksınız.

14. Ara sıra vitesi küçültün

     Sürekli yüksek tempoda çalışmayı kendinizden beklemeyin, bu sizin performansınızı aşağı çekmekle kalmaz, aynı zamanda sonraki işlere girişmek için de güç bulmanızı engelleyebilir, hatta sağlığınızı da tehlikeye atabilir. Bu nedenle durmanız gerektiği yerde, kendinizi zorlamayın. Kendinizi suçlu hissetmeksizin, işinize ara verin veya temponuzu düşürün. Motivasyonunuzun yönetimini kendi elinizde tutun. Özellikle A tipi kişiliğin özelliklerini barındıran bir çok insan, tam bir işkolik olabilmektedir. Ancak yüksek temponun yarattığı olumsuzluklar nedeniyle de, sağlıklarını farkında olmadan tehlikeye atmaktadırlar.

15. Bir motivasyon aracı olarak tütsü ve müziği kullanın

     Çalışma sırasında, ortam içinde uyarıcı bir koku olan tütsünün kullanılması ve hafif bir müziğin dinlenmesi konsantrasyonun arttırılmasının yanı sıra, bilgilerin belleğe işlenmesinde de oldukça faydalı olabilmektedir. Sonraki süreçte başlamakta zorlandığımız herhangi bir işte bu araçların kullanılması çalışma havasına girmemizde bize kolaylık sağlarken, önemli bilgilerin daha rahat hatırlanmasında yardımcı olmaktadır. Çalışılan bilgilerin beyne kaydedilmesi sırasında farklı duyu kanallarının aynı anda kullanılmasıyla bilgiler hafızaya daha sağlam şekilde kaydedilmektedir. Etkin şekilde öğrendiğimiz bilgiler bu şekilde daha zor unutulmakta ve bize ilerleyen süreçte zaman kazandırarak etkinliğimizi artırmaktadır.

16. Çalışma ortamının etkisine dikkat edin

     Herzberg’in kuramında belirtildiği gibi, çalışma koşulları kişinin motive olmasına artı bir neden oluşturmazken, çalışma koşullarının kötü olması ise, işten bir doyum sağlanamamasına neden olmaktadır. Oda sıcaklığının ne çok soğuk ne de çok sıcak olması, ses ve gürültünün kaldırılabilir düzeyde olması, dikkatinizi ve konsantrasyonunuzu bozabilecek hareketli şeylerin ortalıktan kaldırılması, etkinliğimizin devamı açısından çok önemlidir.

17. En iyisi olmasanız da..

     Orman kampı yapan iki adamın karşısına birden aç olduğu her halinden belli olan bir aslan çıkar. Biri hızlıca koşmaya hazırlanırken, diğeri sırt çantasından koşu ayakkabılarını almak için harekete geçer ve ayağından botlarını çıkarmaya başlar. Bunu gören arkadaşı şaşkınlık içinde arkadaşına, “Ne yaptığını sanıyorsun, aslandan daha mı hızlı koşacaksın?” diye laf atar. Adam çoktan ayakkabılarını değiştirerek, “aslandan değil ama senden hızlı koşsam yeter” diyerek arkadaşının yanından hızlıca geçer gider. Bazen gerekli olan sadece, diğerlerinden yeteri kadar iyi olmaktır.

18. İş yapma şeklinizi güncelleyin

     Eğer her gün aynı şeyleri aynı yerlerde yapmanın çalışma etkinliğinizi olumsuz etkilemediğini düşünüyorsanız bir daha düşünün. Sizin etkinliğinizi bozan şey işin kendisinden ya da iş yapma şeklinizden kaynaklanabilir. Her zaman işleri aynı sıra, yoğunluk ve tempoda yapmanız işten bunalmanıza neden olabilir. İşlerinizin sırasını, yoğunluğunu ve temposunu ya da her üçünü birden değiştirerek kendinizi daha iyi bir havaya sokabilirsiniz. Ayrıca, çalışma yerinizi ve düzeninizi bir süreliğine veya bütünüyle değiştirmek bu sorununuza bir çözüm olabilir.

19. El elden üstündür

     Bazen insanların bizlerden daha iyi yaptıkları şeylere ya da iş yapma usullerine şahit oluruz. Herkesin birbirinden üstün tarafları ve öğrenilecek yetenekleri vardır. Bazen bir kişiyi gözleyerek bile ondan çok şey öğrenebiliriz. Bu bize çok zaman kazandırdığı gibi enerji tasarrufu da sağlayacaktır. Daha iyi bir sunum mu yapıyor ya da daha iyi bir düşünme şekli mi var? Alacağımız pratik bir yardımın ve yapacağımız iyi bir gözlemin bize çok faydası olacaktır. Gözlerinizi dört açın!

20 İşleri zorlaştırın veya zamanı öne çekin

     Bazı zamanlar bir işin sonuçlanması için uzun bir süreç vardır. Bu sürecin uzunluğu isteğimizi olumsuz etkiler. Bu konuda uygulanabilecek iki yöntem ise; sürecin içine daha fazla ek iş ekleyerek işi zorlaştırmak, ya da süreyi sanki daha erken bitecekmiş gibi öne çekerek zamanı kısaltmaktır. Örneğin yıl sonuna yetişmesi gereken bir proje varsa, projeyi daha zor hale getirerek ya da teslim tarihini öne çekerek kendinizi harekete geçirebilirsiniz.

21. ‘Parkinson Yasası’nı uygulayın!

     İş, ‘Parkinson Yasası’na göre ona ayrılan süreyi dolduracak biçimde genişler. Dolayısıyla işin gerçekleştirilme zamanını, işe o zaman sürecinde gerçekleştirilmesi çok zor olsa bile, en kısa süre olarak belirlemek kişiyi daha fazla motive edecektir. Eğer süreyi siz belirlemiyorsanız ve 1 hafta içinde bitirmeniz gereken üç küçük iş varsa, büyük ihtimalle de o işlerin bitirilmesi 1 haftayı alacaktır. Bu atıl kalan potansiyelinizi kullanmak için, bu üç işin yanına, hepsi bir gün öncesinden tamamlanması gereken dört işi daha üstlenebilirsiniz.

22. Odağınızı değiştirin

     Sevmediğimiz işlere girişmek için kendi iç konuşmalarımızda hep işin zorlu, güç ve uğraştıran yönlerine odaklanırız. Ancak sevdiğimiz işlere başlamak için, tam tersine işin kolay, zevkli ve çekici yönlerine odaklanırız. Bu şekilde, bu zevkli işler için geliştirdiğimiz odağımızı, zor ve sevimsiz işler için de kullanabiliriz. Zor ve sıkıcı işlerin sevimli, kolay ve zevkli yönlerine odaklanarak kendimizi daha fazla motive edebiliriz.

23. Duruşunuza dikkat edin

     Genellikle düşünce, duygu ve fiziksel durumlar birbiriyle etkileşim içinde gelişir. Fiziksel durumunuz düşünce ve duygularınızı etkilerken, düşünce ve duygularınız da fiziksel durumunuzu etkilemektedir. Enerjimiz azaldığında farkında olmadan, omuzlarımız düşer, başımız öne eğilir, sandalyeye yayılırız ve sığ nefes alır şekilde otururuz. Ancak, başımızı kaldırıp, vücudumuzu dikleştirdiğimizde ve daha iyi nefes almaya başladığımızda, kendimizi farklı hissetmeye başlarız. Dolayısıyla ruhsal durumumuzda bundan olumlu şekilde etkilenecaktir.

24. Zorları en başa alın

     Yapılacak işler listenizde yer alan ve sizi en çok zorlayacak ve sıkıcı işi daha enerjiniz yüksekken en başta yapın. Böylece aklınızı devamlı kurcalayıp gözünüzde büyümesini engeller, ve aradan çıkartmanın rahatlığını yaşarsınız.

25. Kendinizi öfkelendirin

     Öfkenin motive edici etkisinden yararlanın. Size zor gelen işleri başarmak için, duygularınızı kabartın, kendinizi öfkelendirin. Öfkenizin sizi sarmasına izin verin. Kendinizi bu hallere sokan işinize kızın!

26. Saatte ne kadar kazandınız acaba?

     Başarı ve çaba arasındaki ilişki, zaman kavramının da araya girmesiyle görülmemeye başlayabilir. Zaman zaman bu ilişkiyi hatırlatacak bir farkındalığın içine girilmesi faydalı olabilir. Örneğin ayda bir ya da senede bir kazanılan paranın güne ve saate bölünerek, daha kısa zamanda ne kadar para kazanıldığının hesaplanması işimize önemli bir istek yaratılmasında etkili olabilmektedir.

27. İşi sadece planlayın

     Bazen o gün için sadece işi planlamak da size moral verebilir. Bu işi nasıl ve ne zaman yapılacağını planlamak için masaya oturun. Bunun için özel bir defter de tutabilirsiniz. İşinizi belli kısımlara ayırın. Eğer o gün geldiğinde planlarınızda bir sorun çıkmış ve yapamamışsanız, yeni bir plan yapın.

28. İzleyin, okuyun ve dinleyin..

     Eğer kendinizi oldukça bezgin ve durgun hissediyorsanız, sizi motive edecek ve coşku verebilecek eylemlerde bulunabilirsiniz. Örneğin ilham veren filmler izleyebilir, müzik parçaları dinleyebilir, özlü sözler ve küçük ilham veren öyküler okuyabilirsiniz.. Bunlar sizi biraz olsun canlandıracak güce sahiptir. Bununla ilgili sitemizin bölümlerini dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

29. Geçmişe dönüş yapın

     Daha önce heyecanla sizi işe yönelten faktörü hatırlamaya çalışın. O an farklı olan neydi, sizi motive eden şey ne olabilir. Bunu hatırlayabilirseniz, bugün zorlandığınız benzer ya da farklı bir işte de o heyecanı yakalamanız daha kolay olabilir.

30. Beyninize hedefi gösterin

     Bir sonraki gün yapacaklarınızı listeleyerek beyninize bir hedef göstermiş olursunuz. Birkaç dakikanızı ayırarak yapacağınız sonraki gün programları, size bir sonraki işinize daha çabuk başlayabilmenizde büyük etkisi olacaktır. Bunu daha uzun vadeli hedefler için de yapabilirsiniz. Haftalık, aylık ve yıllık olarak yapacağınız planlar, hedefe yönelik eylemlerinizi de netleştirecektir.

31. Güzel yönlerine odaklanın

     Bazen gün boyunca güzel şeyler yaşarız ama arada yaşadığımız moral bozucu bir olay, keyfimizi kaçırmaya yeter. Artık odaklandığımız şey ona kaymıştır. İyi gitmeyen bir maç, kötü çıkarılmış bir iş vs. Ne olursa olsun, dikkatinizi günün bütününe verin ve kendinize, bugün hiç mi güzel bir şey yaşanmadı diye sorarak, odağınızı olumlu yöne çevirin. Geçmişi değiştiremezsiniz ama, odağınızı değiştirerek, hiç değilse bu durumun moralinizi bozmasına izin vermemiş olursunuz.

32. Tamamlanması için diretmeyin

     Herhangi bir durumda bazen hırs yapar ve elimizdeki işi bitirene kadar diretiriz. Bu benzinimiz tamamen bitene kadar arabayı istasyona yanaştırmamakta ısrar etmek gibidir. Bunu yapmayın! Gün içinde yapmayı düşündüğünüz programa uyun ve şu an yapmakta olduğunuz iş bitmese bile, o işi bırakıp bir sonrakine geçin. Bazen birçok işe sadece başlamak bile, biten işlerin toplamından daha fazla olmasından dolayı moralimiz üzerinde daha fazla etkisi olacaktır. Aynı zamanda işi olumlu duygularla bıraktığınız için, tekrar başlamak için çok fazla zorlamayacaksınız.

33. Negatif motivasyonu kullanın

     Bazen isteğimiz hiç gelmediğinde yapılacak en son şey, işin bitirilmemesinin tüm olumsuz sonuçlarını düşünmek ve buna odaklanmaktır. Ne kadar zor durumlara düşebileceğinizi ve hayatınızın tersyüz olabileceğini hayal ederek ve kendinizi “iterek” motive edebilirsiniz.

34. Reddedilen sizin sunuşunuzdur

     İstediğiniz şeyi değiştirmek istemiyorsanız, yaklaşım tarzınızı değiştirin ve tekrar deneyin. Kişi olarak başımıza gelen olayları kendi kişiliğimizden kaynaklanıyormuş gibi algılar ve üzüntü içine gireriz. Sonuçta da pes ederiz. Tekrar denemeli fakat, yöntemimizi değiştirmeliyiz, o zaman bir farklılık yaratma şansımız olacaktır.

35. Başarıya demir atın

     Bir NLP tekniği olarak kullanılan ‘çapa atma-çağrıştırma’ (anchoring); kişinin duygusal, düşünsel içsel durumunun, uyarıcı-çağrıştırıcı (anchor) konumundaki dışsal tetikleyicilere bağlanmasıdır. Genellikle bilinçdışı olarak hayatın pek çok alanında çapalarla karşılaşırız. Çocukluğumuzdan bu yana deneyimlediğimiz pek çok olayda, farkında olmadan çapalar atılmıştır. Yoğun duygusal durumlar içindeyken (korku, sevinç, hüzün vs.) o anda gördüğümüz, duyduğumuz, tattığımız ya da dokunduğumuz herhangi bir şey bizim için çapa haline gelebilmektedir. Örneğin reklamlarda bize yaşatılan duyguların yoğunluğu ile ürünün/markanın birlikte görülmesi çapa atma olarak değerlendirilebilir. Sporcuların şans getirmesi için yaptıkları hareketler, ritüeller veya özel eşyalarına dokunmaları, onları maça hazır hale getiren olumlu çapalardır. Bu tekniği kendi yararımıza nasıl kullanabiliriz? Öncelikle kalıcı bir çapalama için, duygu yoğunluğuna girmeli, en uygun zamanda en uygun noktaya çapa atmalıyız. Genellikle bedenimizdeki bizim belirlediğimiz uygun bir nokta üzerine, duygu yoğunluğu içindeki en uygun zamanda yapacağımız bir dokunuşla o andaki duygusal ruh halini bedeninizdeki bir noktaya çapalayabiliriz. Örneğin özgüven duygusu için bunu yapabilirsiniz. Kendinizi bu duyguyu geçmişte yaşadığınız bir zamana götürün ve sanki o anı tekrar yaşıyormuş gibi hayal edin, en yüksek duygu yoğunluğunda belirlediğiniz bir noktaya dokunun (bu çok sık kullanılan bir nokta olmasın, avuç içi gibi). Sağlamasını yapın ve işe yarayıp yaramadığını görün, eğer bağlantı oluşmadıysa tekrar deneyin. Sonuçta aynı duyguyu yaşamak istediğiniz başka bir zaman, çapa attığınız noktaya dokunmanız yeterli olacaktır.

36. İşinize bütünüyle ara verin

     Eğer odağınızı işinizden başka bir şeye çevirecek şekilde aralar vermezseniz, kendinizi tam bir dinlenme içine sokamayabilirsiniz. Bu amaçla dikkatinizi başka yöne çekebilecek her türlü şeyi uygulayabilirsiniz. Herhangi bir kitaptan bölüm okumak, film izlemek, bulmaca çözmek vb. gibi farklı işlerle uğraşın.

37. Planlarınızı çevrenizdekilere anlatın

     Hedeflerinizi, hayallerinizi ve yapmak istediklerinizi başkalarıyla paylaşmak, sizin için bir dış kontrol süreci yaratabilir. Kendimize sakladığımız hayalleri ancak biz biliriz. Özellikle kendi kendimize motive olmak durumunda kalan kişiler için bunun sürekli sağlanabilmesi çok zordur. Bu nedenle yakın çevremizdeki kişilerin hatırlatmaları, isteğimiz azaldığında bizim için teşvik edici bir rol oynayacaktır.

38. Olmak istediğiniz kişi gibi davranın

     Kim olmak istiyorsunuz? Bu sizin idealiniz olan kişilikse, neden şimdiden o kişi gibi davranmayasınız? Hayatı onun gözlerinden yaşayın, onun gibi düşünün, onun gibi konuşun. İdealinizdeki kişi gibi davrandıkça gelişecek ve geliştikçe daha da başarılı olacaksınız. Bu konuda efsanevi bir öykü anlatılır. Çok eski zamanlarda ülkenin birinde, bir kral yaşarmış. Ama bu kral kambur olduğu için, halkının önüne utancından çıkamazmış. Bir gün sarayının önüne kendi heykelini yaptırmaya karar vermiş; ancak kendisine hiç benzemeyen, dik duruşlu ve fiziği düzgün bir heykel yaptırmış. Her gün o heykelin önüne gidip ona bakıyor ve onun gibi görünmeye çalışırmış. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra, kral halkının önüne çıkmaya karar vermiş. Halkının önüne çıktığında bütün halk şaşkınlık içinde kalakalmış. Çünkü, krallarının artık kamburu olmadığı gibi, çok düzgün bir fiziğe de sahip olduğunu görmüşler.

39. Saate konsantre olun

     Hiçbir şey yapamıyorsanız, bu sizin seçiminiz gibi hareket edin ve bir şey yapmayın. Kendinizi saate odaklayın ve gözlerinizi ayırmadan ona bakın, tüm dikkatinizi o küçük daireye verin. Geçen zamanın farkındalığına vardığınızda, zihninizi tekrar topladığınızı hissedeceksiniz.

40. Olumlu düşünün

     Başınıza gelen olumsuz durumlarda seçme şansınız olduğunu unutmayın. Ya bunu kabul edip üzülecek ya da iyi taraflarını görmek için kendinize bir şans vereceksiniz. Kendinize şöyle söyleyin; “yaşadığım şeylerin, şimdi göremesem de, olumlu bir tarafı mutlaka vardır, sadece bekleyip görmek için zamana bırakıyorum.”

41. Yapamayacaklarınızın yapabileceklerinizi engellemesine izin vermeyin

     Bazen imkansızı isteriz ve diğer bütün alternatifleri görmezden geliriz. Peki ya değişen şartlar! Planları yaptığımızdaki koşullar! Değişen şartlara uyum sağlamalı ve hedeflerimizi revize etmeliyiz. Yoksa, boşa geçen zamanın acısına katlanmak durumunda kalırız. Hayatımızı, hiç olmayan bir adanın altınlarını ararken geçirmemeliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir